Bir yarmış, bir hiçmiş. Ahir zamansız yani öncesiz; yani ne zaman başladığı bilinmeyen, yani hiç kimsesiz bir gecede edep dersen kimin fesinde, öfleye pöfleye günleri kovalarken, geceleri masal dinlemeye açken, üstelik herkes de birbirine masal anlatırken, uyumadan önce içimde susturdukların halının altına sıkışmışken, ben kimseyi çöplendirememişken, artık döküntüleri ruhtan arındırmak gerekirken, cümlem cümleme yapışır, içim vıcık, vıcık, ruhum isli, elim terli… Bir deniz mavisi geçti gözlerimin önünden… Ben diyeyim bir an, sen de -anla beni, ben diyeyim su, sen de -surturma beni… Ben diyeyim saat kaç, sen diyemezsin “kaçırdım aklımı.” Nerede bu kadeh; ki kendisidir kahrın salkımı? Konuşunca aşınır mı kelimeler, yağlamak mı gerekir kemikleri, ilikleri, ilişkileri… Hani çok yağlı yemek iyi değildi? Hani bir an gelir de “kış geldiğinde ” … uyuyup uykuya hasretlikte uyanırken hem de… Yatağa bıraktığın iskeletin, içinden çıkmış sanırken de… Zamandır derler, en kıvrak, kaypak kuyu suyunu şifalandırdığında hem an gelir de senin de söyleyecek sözün kalmadığında Başkalarının acı suyu, midende kaynayıp ağzına bakım suyu olduğunda öğüre öğüre ağlarsın, Benimki de dert mi?….Benim sancım hafi bir akıntı… insan denen ırkın dalgalı sancısı…. Sonra tekdüze hayat kayar hayat ekranından… Çöplerini dök, döklerini çöp, çimlen,için için hislen… “içimden sesin, soluğun geçemesin…” desem Durup unutup ben kendime aynada bir ıslık ısmarlayayım, desem… Dudağımda, parkta, okuduğum bir 3. sayfa haberi… derler ki salıncağa jilet koyan bir psikopatın, incittiği çocuk elinin masumiyeti… Benim sızım, pütürlü tırnaklı esinti, Oysa dile gelse- dilden dile- can öğüre öğüre susar…. Susmak… İnsan ırkının en büyük arızası….
Kategori:
Şiirler