isli kelebekler

Şiirler
91 görüntülenme
Kasımpatları tutmadı bu sene, oysa geçen senenin bu zamanlarında saksıdan taşan dalların üstü tomurcuk tomurcuktu. Bunları söküp lavanta dikmeli dedi, tam zamanıdır lavantanın, yaprağın yeşili ışıldadı gözüne. “Çiçeklenmedim diye söküp atmak da nedir? Sen de gülümsemiyorsun ne zamandır, kendi toprağını da havalandırdığın, zihnini söküp yenilendiğin de olmadı, dile mi gelmeli yani köklerin, dallarım, yapraklarım.” deseydi verecek cevabı da yoktu. Susmayı sohbet saymıştı kendine, susup da izlemeyi, olan bitende erimeyi. “İnsanların çiğliği”dedi sokaktan geçen biri, yanındaki pişkin pişkin sırıttı, zihninde düşündükleri balkon demirlerine asılı kaldı, sırıtmakla kaldı adam, “sen de çiğsin” demeye değmeyecek bir oksijen israfıydı, mecbur dinliyor, dinliyor gözükerek sırıtıyordu; tıslayarak sırıttı. Hayat anteninin sadece alıcı kısmının çalıştığı insanların içinden geçerken zihnini kapatmak gelirdi , düşünmese keşke, kirlenmese zihni, alıcıların yanlarından geçerken bu bencil sözcükler bulaşmasa keşke saç diplerine. Şaşırmaya devam edebildiğim bir anındayım yaşamımın, bu bir öğrenme mi insana dair? Öğrenme mutlu etmeli mi? Öğrenmek istemediklerimizi iade etsek gönül kapımızdan? Midem bulanıyor sahte yılışık iletişimlerden. Sokağa indim, çiğ ve pişkinin uzaklaştığı sokaktayım, kokusu kalmış çiğliğin kaldırım taşlarına. Beni tanımayana kendimi anlatmak istememem sözü kalmış mazgalda. Dileyen, dilediğini düşünsün kendince içindeki çöplükten Ağzındaki maskesini sıyırdı, vicdan azaplı bir nefes aldı; kimsenin olmadığı yerde de kustu şehrin mazgallarına dünkü kederini. Pis bir is kokusu yayıldı geceye. İçini temizlesin diye su içecek oldu, şişenin dibine koca bir boşluktu. Üşümüş olacak ağır ağır çıktı evinin merdivenlerinden. kapıyı da açık bırakmış ardına kadar. Kapıyı örttü.İçeri girdi. Aynaya takıldı gözü, sinsi bir ışıltı asılı kalmış dün geceden. Çarşaflara dolanmış dünkü keder. İçini temizlesin diye içtiği bir yudum suyu tükürdü lavaboya, damağında siyahlık, is kokusu genzini yaktı, yutamadı suyu. Masada son kalan tulumba tatlısınız attı ağzına. İçindeki zehiri ancak bir başka zehir arındırır sandı. Çiğnedi, eveledi, geveledi, yutamadı lokmasını, zehiri zehirle arındırmaktan vazgeçmeli. Tükürdü. Çarşafın kırışıklığına takıldı gözü. Ağzıdan isli kelebekler döküldü.

Yorumlar

Yorum Yap

* Zorunlu alanlar. Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!