Pencereyi usulca kaldırdı, eski konağın bütün pencereleri zangırdadı. Paslanmış pencere pervazlarıyla gücünü sınadı, pencere ;ağırlığını taşıyan metal pastan parçalanmıştı, içerisinin havasızlığıyla camdan giren temiz havayı unutan tozlar havalandı.Toz içinde kaldı. Işıkla birlikte tozlar şeritlendi. Pencere açıklığını unutmuş direnirken duvara dayalı kalın bir kütük gözüme çarptı.-Belli ki bunun için kenarda tutulmuş- camı destekledim, cam son bir titreyişle teşekkür etti sanki. Kendimi dinlemek, her şeyden kaçmak için içimdeki duygusuzluk kalkanını da kaldırmam gerekti. Tüm düşünme yeteneğimi unutabilmek için burdayım. Gaddarlığımı silmem zaman alacak sanmıştım, içimle konuşurken de fısıldıyorum. Ağır çekim geçiyor düşünceler. Duygularımı yönetmeyi, ertelememeyi öğrenmem gerekiyor. Ağlamayı öğrenmem gerekiyor. Tepki vermeyi öğrenmem gerekiyor. Yeniden baba olmayı öğrenmem gerekiyor. Eski taş ocakta dedemin içtiği kahve kokusu var burnumda, toz doldu burnum. Ocağın içinde eski gazeteler. uyandığım düşler.. bitmemiş hikayeler….
Kategori:
Öyküler