BENİM BABAM başka…bambaşka… Bildiğim babalara benzemez. Yaşamöyküsü inanılmaz dönemeçlerle doludur. Bir insan, bunca nasıl değiştirir kaderini, nasıl içinde kötülük olmaz, nasıl 4 kadına yetemeyeceğini anladıkça hiç yelkeni olmayan gemisinin dümenini de verir? Oysa düşleri vardır, bilirim. Ömrünün akıntısında boğulmayı mı diler, boğulmamayı mi bilmem. Annem ona bir şans mıdır, ödül müdür, kader midir bilmem. Bunları düşünür mü hiç bilmem. Benim babam konuşmayı sevmez. İçine atar mı onu da bilmem. Benim babam annemsiz yapamaz onu bilirim. Bizi çok sever ama belli etmez onu bilirim. Bir bebek gibi küser, ilgi ister, anlaşılmayı bekler onu bilirim. Benim babam, düşleyebileceği hayatının en üst notalarında mıdır? Hayalkırıklığının en alt basamağında mıdır onu da bilmem. Benim babam yakışıklıdır, benim babamın yumuşacık bir karnı vardır, yumuşacık bir göbeği. Ona yaslansan bir dağa değil de yumuşak bir tepelikte hissedersin. Varlığı insanın içini neşelendirir. O kadar suskundur ki suskunluğunda güldürür. O kadar komiktir ki keşke hep konuşsa dersin. Onu ne kadar çok sevdiğimizi bilmez. Bildiği kendinden binlerce kat akıllı dört kadının elindedir, bu 4 kadın onu şaşırtır. Sanır ki hepsi annesine benzemiş. Bilmez ki hayata tutunma geni çocuklarına ondan gelir. Umutsuzlukta umudu yaratmak onun işidir. Benim babam, kendini bir kadına adamamıştır, bir kadında yok olmuştur, öyle güvenir, öyle teslim eder kendini. Benim annem babamın da annesidir, arkadaşıdır, yoldaşıdır. Anneme sığınır babam. Bizim evdeki koca dağ annemdir. Bu dağın gölgesi değildir babam. Bu dağın dumanıdır, karıdır, ormanıdır, ateşidir. İkisi olmazsa olmazıdır bu hayatın. Biz bu ormanın serçesi miyiz, keçisi mi aslanı mı değişir. Bildiğim hem ormanın dışını merak etmişizdir, hem de burnumuzda bir kekik kokusu ormansızlıkta orman olma peşindeyizdir. Bunun bedeli nedir? Bunun bedelini benim babam beni bilmez. Benim babam ben orman olayım diye duman kalmıştır. Anneme yaslanmıştır. Kendinden vazgeçmiştir. Yaşamanın lezzetini tuzda görür, ette, sütlaçta, bir bayram sohbetinde, bir tulum sesinde, ekran önündeki kanepede. Benim babam bunca kadın arasında ” hiç höyt”dememiştir. Annem de hiç höyt dedirtecek şaşkınlıkta olmamıştır. Benim ormanımın kanadı kırık, benim ormanımın karı erimiş, dumanı savrulmuş, benim dağımın rüzgarında yüzüm yanmış, ben bu karsızlıkta, kararsızlıkta savrulurken rüzgarlara, yağmur olup aksam yaş diye, ot olup da tutunsam toprağa aşk diye, bir gen dediğin nedir, inadımı kırsam…ormanlıktan yana oturmasam,deniz olsam, aşk olsam, bulut olsam, koyun olsam… bir üç noktada başkalarının söylenmemiş düşlerine karışsam….
Kategori:
Şiirler