Kadınlar bilir. Yazlık, kışlık düzenlemesi sırasında olur a bazen cepler karıştırılmaz, bir para üstü, bir “yok parası” konur, iliştirilir bir yere. Üstünden zaman geçip de mevsim geçişlerinde fark edildiğinde sana ait olmayan bir para, bir hediye, bir ikramiye tadında olur o “yok para”sı. Ya da unuttuğun her “zula.” Şimdilerde unutulmuş mu, yutulmuş mu, sıkıştırılmış mı istiflenmiş mi, sayılmış mı, sayılmışsa nerede sayılmış, kimler yok sayılmış, kimler hiçe sayılmış bilinmez, bir ayakkabı kutusu dolanıyor dillerde. Kimi mizah diye, kimi kanlı küfürlü, kimi üstü örtülü kimi de sessizlikle anlatıyor olanları. Savaroski taşli hapishane perde siparişi veren var, “milyonları evde zor tutuyoruz” derken tevriye sanatı yapanlar da. İşin en acı kısmı gülüyoruz ağlanacak halimize…Sonu ne olur bilinmez ama kıpırtılı duygular “bu zamana kadar neredeydiniz” sorusu odaklı. Ne oldu da bardak taştı, diye sormak değil mesele kimileri için, bir an önce huzur gelsin, gelsin de neye mâl olursa olsun diyen de var bulunur bi kılıf buna da diyen var. Dünyada emsali görülmemiş utanç anlarını, çocuklarımız tarih kitaplarından okurken diyecekler…”Siz ne yaptınız? ” Ve biz hık, mık, kem, küm ötesinde ne diyebileceğiz acaba… Şİmdilik banka önlerine ayakkabı kutusu atarak idare ediyoruz. Gülüyoruz, gülümsüyoruz, kimimiz içinden “oh olsun” diyor, kimimiz onu yılbaşı seslendirmesi “ho ho ho” sanıyor. Kimimiz “az bile” diyoruz, kimimizse kimsenin umurunda değiliz diyor, vallahi değiliz, diyor…. Ve kimimiz işinde, gücünde, ekmeğini kaybetmeme derdinde, ya bizi işten atarlarsa, ya dolar yükselirse, evimizdeki kadının parasını dolarla ödüyoruz, diyor…. k Kimimiz …ah biz kimiz? ah kimsesiz miyiz?derdindeyiz…Bir tırnak kırılır, bir oje bozulur bir yerden, yamalama peşindeyiz. Başka açıklar değildir derdi kimimizin, çorap kaçtı, oje bozuldu, yemek yandı, ay trafikten öteye gitmez sosyal eleştirisi… Bazı taksiler “ayak”kouyor diyor kimileri, hem de kızlı erkekli….Kimimiz için en büyük dert, ayak kokusu, kimimiz içinse ayakkabı kutusu. Dolaplarda yer kalmadı çünkü. Ve bir başka bankanın reklamında dokunduruyor –belki de bilmeden– (adamını) toplamadan (kimseden) çarpmadan diyen banka reklamında kimimiz…Ya da zihin uyduruyor…Ne duymak istiyorsa onu duydum sandırıyor, duydumculuk oynatıyor. Ama belli ki birileri yemeğe doymuyor. Evdeki kutuları yoklayın derim, Noel Baba belki de bir “kıyak” yapmıştır size…Çorapları, ambalaj kutularını…Tüyü bitmemiş yetim hakkını koymuştur belki. Robin Hood’a sormalı. Zenginden alıp fakire dağıtma kuralını. Bir sormalı ama adam gibi. Ne olacak bu dünyanın hali?
Kategori:
Şiirler